GÖLÇAYIR KÖYÜNDE AHİLER

 1466 Tarihli Akşehir Mufassal Defteri kayıtında: “Tımarı Mehmet Veledi Ahi Yusuf Enguri fi 11 Ramazan fi sene 870 ( 27 Nisan 1466) be yurd-i Karye-i Çaylu tabi-i Manastır”

GÖLÇAYIR KÖYÜNDE AHİLER

Bu kayıt, 1466 yılında Gölçayır köyünün tımar vergisi Rumeli’de bulunan Manastır vilayetine bağlı Çaylı köyüne yerleşen Ahi Yusuf Enguri’nin oğlu Mehmet’e verildiğini göstermektedir.

Akşehir, Türkiye Selçuklu Devleti’nin batıya açılan kapısıdır. Bundan dolayı da Akşehir’e Ankara ve Kırşehir’den Türkmen göçü özellikle 1261 yılındaki Moğol saldırılarıyla birlikte daha da artmış, neticede buraya kalabalık bir ahi nüfusu yerleşmiştir.Yukarıda belirttiğimiz Mufassal Defterindeki kayıttan anlaşıldığına üzre,  Akşehir’e göçmen olarak gelen Ahilerden biri de Ahi Yusuf Enguri’dir. “Üzümcü” anlamına gelen Enguri,Ankara’nın da eski adıdır. Bu bilgiden hareketle Ahi Yusuf’un Ankara’dan geldiğini, Yahsiyan köyüne yerleşip üzüm yetiştirdiğini ve oğlu Mehmet’in köydenayrılarak Manastır vilayetine bağlı Çaylı köyüne yerleştiğini anlıyoruz.

Aynı defterde,köyde bir başka Ahi de “Ahi Mehmet Bennak’tır. Köye göç eden ailelerden birinin oğlu olan Ahi Mehmet köyde babası ile birlikte bekâr olarak yaşamakta ve Bennak denilen vergiyi ödemektedir.

Aşağı Yahsiyan köyünde bir de “Saltuk veled-i Ahi Ali” kaydı vardır. Bukayda göre, Saltuk veled-i Ahi Ali’ninreisi olduğu aile, en az bir çiftlik genişliğindeki toprağıasahiptir. Adı geçen Ahi, Bu toprağı ekip biçerek yılda bir kez toprak vergisi vermektedir. Saltuk’un babası Ahi cemiyetinin üyesi olan Ahi Ali’dir

Kayıtta köye yerleşmiş bulunan bir de “Ahi Yakup” vardır. Bütün kayıtlarda var olan ve herkesin bildiği Ahi Yakup, Gölçayır köyüne, devrinde bir cami, zaviye ve hamam yaptırmıştır. Ancak buradaki Ahi Yakup aynı Ahi Yakup mu, yoksa onun torunlarından biri mi belli değildir. Buradaki kayıtta Ahi Yakup’unreisi olduğu ailenin en az bir çiftlik genişliğindeki toprağı olduğu ve ekip biçerek yılda bir kez toprak vergisi verildiği görülmektedir.

GÖLÇAYIR’DA KASAP ESNAFININ PİRİ: AHİ YAKUP

Akşehir’e bağlı Yazı Yahsiyan (Gölçayır) köyünde yaşayan Ahi Yakup bu köyde et ve balık satan bir esnaftı. Bu işlerden kazandıkları ile Gölçayır köyüne devrinde bir cami, zaviye ve hamam yaptırmıştı.

Anadolu Selçuklu Devleti’nin Moğol egemenliğine girmesinden sonra 1261 yılında Ahi Evran önderliğinde ahiler ve Türkmenler, Kırşehir’de ayaklanmabaşlatmışlardır. Bu isyan, Kırşehir Emiri Nureddin Caca tarafından şedit birşekilde bastırılmış, pek çok ahi ve Türkmen de kılıçtan geçirilmiştir. (Bayram2006: 210). Moğol baskısından kurtulmak isteyen ahi ve Türkmenler, Kırşehir ve çevresini terk ederek Akşehir, Sivrihisar, Karahisar, Denizli, Uşak, Kütahya ve Bilecik gibi uç bölgelere yerleşmişlerdir. Bu göçlerden sonra bölgede nüfus yoğunluğununarttığını ve kalabalık bir ahi nüfusunun oluştuğunu söyleyebiliriz. İşte bu ahilerden biri de Ahi Yakup’tur.

Ahi Yakup’un hayatı hakkında kesin bilgilere sahip değiliz. Ancak mezarının Gölçayır Merkez Camisi içerisinde bulunduğunu biliyoruz. Bu mezarda bulunan kitabede:

“Emere biinşai hazihil imaretilmübareketi meskenen

Lil’ulemailamiline ve melceen lilfukarail adidina

L’abdizzaifülmuhtarü ila rahmetillahi mağzudani

Mes’udübnü Mahmudin gaferallahü lehü velidelideyhi”  yazmaktadır.

Türkçesi: “Dünyayı yaratanın zayıf kulu ve öldüğünde rahmetini bekleyen Mahmut oğlu Mesut ( din gününün sahibi Allah onun günahlarını affetsin)bu mübarek imaret binasını inşa etmesini emretti.”

Bu kitabede ölüm tarihi ve bu mezarın kime ait olduğu yazılı değildir.

Onun hakkında en sağlıklı bilgiye kurduğu Ahi Yakup Zaviyesi belgeleri ile ulaşabiliyoruz.

1476 yılında yazılan “Karaman Eyaleti Vakıfları Fihristi” kayıtlarında: “Akşehir’e bağlı Yazı Yahsan köyünde Ahi Yakup Zaviyesi Vakfı Padişahın hükmüyle karar verilmiş.” şeklinde bilgi vardır.

1483 ve daha sonraki defterlerin kayıtlarına göre eski defterlere bakılarak görüldü ki Türkiye Selçuklu Sultanının emri ile Suğleddin lakabı ile anılan Akşehir yöneticisinin onayladığı vakfiyeye göre;

Gölçayır’daki meyve bahçesinin üç parçasının mahsul gelirinden 3 kısım

Gölyeri denilen çiftlikten oluşan mahsulden 4 kısım

Yukarı Yahsıyan’daki değirmenin gelirinin tamamı

Gölçayır’daki kasap dükkânı senelik 50

Balık vergisi senelik 100

Gölçayır’dekibağ,

Yukarıda adı geçen köydeki hamam senelik 100

Gölçayır köyündeki zaviye atölyesinden yıllık 100

 Kayıtlarda ayrıca, köydeki ahalinin tasarrufundan elde edilen gelirin 16 parçası Ahi Yakup Zaviyesi’ne üçte biri ise Şeyh Hasan Paşa Zaviyesine vergi olarak aktarılmıştır.

Bu veriler göz önüne alındığında, Ahi Yakup’un Gölçayır köyünde bir kasap dükkânı olduğunu ve burada et ve balık sattığını söyleyebiliriz. Buna göre Ahi Yakup, köyde açtığı et ve balık dükkânını vakfetmiştir. Kazançları ile köye bir cami, zaviye ve hamam yaptırmıştır.Zaviye, 1483’te ünlü Halvetiye şeyhlerinden Mevlana Habib’in ve 1530’larda Akçe Abdal Zaviyesi dervişlerinin elinde bulunuyordu. Cami ve zaviye zamanla yıkılmış, yerlerine Ahi Yakup’un mezarını da içine alacak şekilde yeni bir cami yaptırılmıştır.

 Ahi Yakup’un yaptırdığı hamamın kalıntıları ise, köylülerden Kara Kadir’in evinin bulunduğu yerdedir.1900’li yılların başında ev yapılırken temel kazılarında hamam taşları ve mermerler çıkmıştır.Ahi Yakup Zaviyesi Vakfı gelirleri bir süre Gölçayır Ahi Yakup Camisi’nde yapılan eğitime harcanmıştır.